Evren'in Yeri

Aşk

Ekim20

AŞK

Bir yüzgörümlüğü ihtimaline
Bitmeyen yolları yürümektir aşk
En zavallı, acınacak haline
Gülümseyip katlanabilmektir aşk

Bazen diken diken olur tüylerin
Yaşlanır da ağlayamaz gözlerin
Tarif edemez en güzel sözlerin
Heyhat! Haykıracakken susmaktır aşk

Doldurur taşırır hayallerini
Gece eder bütün gündüzlerini
Efkâra hapseder hüzünlerini
Her anında onu düşünmektir aşk

Ne yapsan bulunmaz derdine derman
Onulmaz acılarla yaşanır aşk
Kalbinde bitmez tükenmez bir figan
Bir buz gibi eriyip bitmektir aşk

Düşünce içine çıkmak ne mümkün
Derin ve karanlık bir kuyudur aşk
Hesaba kitaba sığmaz;tek yekûn:
Acılar, gözyaşı ve hasrettir aşk

Uykularını en tatlı yerinde
Onun güzel adıyla bölmektir aşk
Mutlulukları Mecnun’a verin de
Bana acılar kalsın demektir aşk

Benim aklım ermedi bu işe
Kalmadı gönlümde bir damla neşe
Saat varmak üzere yine beşe
Kelimelerle anlatılmıyor aşk…

Evren

posted under Genel | No Comments »

Tam Beş Saniye

Ekim20

Kurşun gibi saplandı gözlerime
Gözlerin, dönüp baktığın o bir an.
Denizlere daldım çöllerden niye?
Nazarında yittim tam beş saniye.

Bütün renkler hemen maviye döndü,
Derin vadiler gamzelerin oldu.
Gülüşün sanki Hak’tan bir hediye
Kaşlarında yittim tam beş saniye.

Ellerin incecikti, bir gül dalı
Aylardan nisandı, günlerden salı
Aklıma takıldı papatya falı
Umutlarda yittim tam beş saniye.

Evren
17 Nisan 2002


      
posted under Genel | No Comments »

Yine yoksun..

Ekim20

Yine yoksun,
Son yaprağını da döktü meydan ağacı.
Yine yoksun,
Dayanılmaz oldu yüreğimdeki acı.

Sen yoksun,
Kuşlar ötüşse derdime derman mı olur?
Sen yoksun,
Dumanı tüten ciğerlerim hasret solur.

Âh yoksun,
Dolaşır dertli başımda kesif bir efkâr.
Âh yoksun,
Hasretin cehennemden de ziyade yakar.

Niye yoksun?
Yaşamak varken beraberce rüyalarda.
Niye yoksun?
Bak seni bekliyorum her gün buralarda

Evren
30 Mayıs 2002

posted under Genel | No Comments »

Yoksun

Ekim20

Kaç gündür yoksun
Yağmurlar yağıyor sokaklara
Ellerim ellerinden yoksun
Hayalin damlıyor yanaklara.

Kaçıncı sıcak gün bu sensiz?
Bu sensiz yanan kaçıncı gece?
Meydanlar tenha, şehir ıssız
Titriyor dilimde gezen her hece.

Bir gün gideceksin,
Seni görmek imkansız olacak
Gözyaşıyla büyüttüğüm bütün güller
Yokluğunla solacak.
Ama bir gün bileceksin:
Benim kadar sevemez seni eller;
İşte o zaman geceler
Sana da haram olacak..

Evren
30 Haziran 2002


posted under Genel | No Comments »

Mektup

Ekim20

Sana bu mektubu bir gece yarısı yazıyorum
Yıldızsız gecenin karanlığı yüreğimde tezahür etmiş
Hasretin kementleri boynumda bir ilmek
Cefadır hep çektiğim, öylesine yaşıyorum.

Sana bu mektubu masa lambasının ışığında yazıyorum
Kağıda yansıyor kalemimin gölgesi
Kül tablası dolmuş yine
Küllerini savuruyor bir garibin derin nefesi.

Nice sabırlar görmüş tespihimin her tanesi
Elimden atınca bir kalp gibi duruyor.
Çekmecenin kenarında yokluğunun son kertesi,
Yüreğime vurulan hançer oluyor.

Kalemler renk renk, boy boy sıralanmış
Hangisini elime alsam hep seni yazar.
Umutlar kaybolup yiter azar azar
Bu yürek senden yaralanmış.

Sana bu mektubu gün ağarırken yazıyorum
Bir çay daha sallandırıyorum bardağımda
Sallanan çay mı ben miyim bilmiyorum ama
Çare olsaydı olurdu şimdiye kadar gönül yarama.

Sana bu mektubu şehir uyurken uyumadan yazıyorum.

Evren
11 Nisan 2002

[adinserter block="1"]

posted under Genel | No Comments »

Fazla kilolardan mı şikayetçisiniz? O halde neden mide küçültme ameliyatı nı denemiyorsunuz. mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.